Beslenme ve Diyet

Gaziantep’te Sadece Kebap Değil, Yöresel Ev Yemekleri Revaçta!

Gaziantep, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı'na dahil olduğu günden bu yana dünyanın en önemli lezzet duraklarından biri. Yıllarca şehri ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilk tercihi çıtır çıtır baklavalar ve dumanı üstünde kebaplar oldu.

Ancak son dönemde gastronomi turizminde rüzgâr tersine dönüyor. Artık turistler sadece kebapçıları değil, yüzyıllık tariflerle pişen Gaziantep ev yemeklerini ve “tencere yemeklerini” arıyor.

Gazianteplife.com olarak, şehrin gizli kalmış hazinesi olan o muazzam ev yemekleri kültürünü ve değişen gastronomi rotasını sizler için inceledik.

Gaziantep mutfağı denince akla ilk gelenler Ali Nazik, Patlıcan Kebabı veya Küşleme olsa da, şehrin asıl mutfak mirası evlerin mutfaklarında, bakır tencerelerde saklı. Gastronomi dünyasında “Slow Food” (Yavaş Yemek) akımının güçlenmesiyle birlikte, saatlerce kısık ateşte pişen, meyve ve etin buluştuğu o meşhur Antep tencere yemekleri yeniden sahneye çıkıyor.

Gurme gezginler artık sadece lezzet değil, hikâye ve sağlık da arıyor. İşte tam bu noktada, mevsiminde toplanan sebzelerle ve şifalı otlarla yapılan yöresel yemekler, ağır ızgara etlerin güçlü bir alternatifi haline geliyor.

  1. Mevsimsellik ve Tazelik: Gaziantep ev yemekleri, doğanın takvimine göre pişer. Baharda çağla ve sarımsak, kışın ayva ve havuç sofraya gelir.
  2. Meyve ve Etin Uyumu: Dünya mutfaklarında “fusion” olarak adlandırılan meyveli et yemekleri (Ayvalı Taraklık, Yenidünya Kebabı vb.) Antep mutfağında yüzyıllardır var olan bir gelenek.
  3. Sürdürülebilirlik: Malzemenin her zerresinin kullanıldığı (ekmek kırıntısından köfte, sebze kabuğundan cacık yapılması gibi) bu mutfak, dünyanın aradığı “sıfır atık” felsefesini doğuştan barındırıyor.

Gaziantep’e gelip de sadece kebap yiyip dönmek, bu kadim mutfağın yarısını keşfetmemek demektir. İşte gastronomi rotanıza eklemeniz gereken, son dönemin parlayan yıldızları:

Gaziantep ev yemeklerinin şahıdır. Pirinç, kıyma ve irmiğin, nohut büyüklüğünde yuvarlanmasıyla yapılan, süzme yoğurtlu et suyuyla pişen bu çorba/yemek, emeğin ve sabrın sembolüdür.

Taze sarımsak ve taze soğanın kuzu etiyle buluştuğu, yoğurt terbiyesiyle lezzetlenen Şiveydiz, hem bir şifa kaynağı hem de eşsiz bir lezzet patlamasıdır. Özellikle Nisan-Mayıs aylarında şehri ziyaret edenlerin favorisidir.

Sumak ekşisi, nohut ve minik bulgur köftelerinin domates salçalı suda buluşması… Gaziantep’in o meşhur “ekşi” damak tadını en iyi yansıtan tencere yemeklerinden biridir.

Kış aylarında kuzu etinin mayhoş ayva ile, baharda ise yeşil erik veya çağla ile pişirilmesi, turistlerin en çok şaşırdığı ve hayran kaldığı deneyimlerden biridir.

Bu trendin yükselmesiyle birlikte Gaziantep’te sadece ev yemekleri yapan butik restoranların ve kadın kooperatiflerinin sayısı hızla artıyor. Artık lüks restoranların menülerinde de “Anne Mutfağı” köşeleri görmek mümkün. Bu mekanlar, turistlere sadece yemek yedirmiyor; Antep’in misafirperverliğini ve sofra kültürünü de yaşatıyor.

Gaziantep, kebaptan çok daha fazlasıdır. Eğer gerçek bir gastronomi deneyimi yaşamak istiyorsanız, bir sonraki Gaziantep gezinizde rotanızı ara sokaklardaki esnaf lokantalarına ve yöresel ev yemekleri yapan mekanlara çevirin.

Unutmayın; bir şehri tanımanın en iyi yolu, o şehrin evlerinde pişen tencerenin içine bakmaktır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu